30 Nisan 2011 Cumartesi

Umursamaz mı?! Hiiiii!

Anam! (Bu aralar çok sık verdiğim bi tepki:)) Ben umursamaz oldum. Olmuşum. Umursamaz, isteksiz... E haliyle enerjisiz. Nasıl bi neşe rüzgarlığı bu? Aldanmış ve aldatmış mıyım insanları acep neşe diye, rüzgar diye?

Demişim ki ölüm var, hayat zaten istediğim gibi değil, Allah aşkına bu aksilik olsa ne olacak? Eğer her şey bitecekse, neden takılayım kılığa kıyafete? Eğer son adres belliyse, neden durayım insanların söyledikleri/yaptıkları üzerinde? Beğenmezsem, hayatımdan çıkarırım onları; olur biter. Hem ben kimsenin kahrını çekemem, zaman kısıtlı. Ben ufak işlerle, sıkıcı işlerle vakit kaybedemem. Odamı her gün derlemenin, toparlamanın ne anlamı var? Aynı işi tekrar tekrar yapmanın ne alemi var? Tanrım, ben ne kadar boşvermişim. Hayatı ne kadar salmışım. Tamam, odamı her gün toplamayayım :) yine, ama enerjiyle başlayayım güne.

Umursamamak iyimserlik değil ki! Hayat her şeyi görmezden gelerek, her şeyin yanından geçerek yaşanmaz ki. Evet belki öyle bir ömür geçer, ama hayat zaten taraf olmayı gerektirmez mi? Seçmeyi, kimi şeyleri beğenmeyi, kimini reddetmeyi? Bunun için de umursamak gerekmez mi? Kendimizi, hayatı, daha doğrusu şu tek olduğunu düşündüğümüz zaman dilimini?

Hayır, bir gecede duygusal ve zihinsel bir devrim yapacak değilim. Faydasına inanmıyorum çünkü. Zamanla umursayacağım. Önce bir iki ufak şeyle başlayacak tercihlerim hayatta, sonra daha belirgin bir benlik yaratacağım ve bir hayat olacak işte bunlarla yaratılmış. E malum, iyimser olmak lazım:). Ama arada da tabi, kötümser olmak lazım, en azından kötü olasılıkları düşünmek. :)

Not: Bu yazı galiba biraz genellemeci oldu. Yani benim de umursadığım şeyler vardır herhalde:). Galibayı, herhaldeyi bir kenara bırakıyorum, evet tabi ki umursadığım şeyler var. Dürüst olmayı umursuyorum, kendimi ve zihnimi geliştirmeyi, daha fazla bilmeyi. Ama biraz da günlük hayata dair şeyleri önemsemeliyim, kastım bu!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder