İşte tam orada karşımda duran kişi Bir başkası olsaydı
Beni yanına
çağıran başka biri olsaydı
Tereddütsüz giderdim
Gider miydim?
daha iyi
gel yanıma gir koynuma hangi oje yakışmaz ki kız sana
Haziranın son gecelerinden biri... Küçük bir salonda gece yarısını çoktan geçmesine rağmen uyuyamamış bir kadın ve bir erkek. Dışarıdan bakınca harika bir hikaye oluşturmaya yeter bir görüntüleri var. Ama hayır, durum hiç de sanıldığı gibi değil.
Biz
kadın bir kadın ve bir erkek değiliz
Biz "biz" olarak sadece arkadaş sıfatını doldurabiliriz.
Kadın oyunlar oynamayı seviyor. Küçük aşk oyunlarını ve aklından türlü senaryolar yazmayı... Bazen yanlış kahramanlar ekliyor bu oyunlara. Üzülüyor. Ama hiç tükenmiyor aklındaki replikler.
Erkek kızgın... Ama hikayemizdeki kadınla ilgisi yok
kızgınlığının. öfkesinin. İntikam planları yapıyor içinden. Ve bunun için kadını kullanmak niyetinde.
İkisi de ayrı dünyalar
yaşat döndürüyorlar zihinlerinde.
Ama Yine de konuşuyorlar
kısık sesleriyle seste seslerini
alçalt kısmaya gayret edip. Kadın susturmaya çalışıyor erkeği. Bir türlü dikkatini veremediği filme yöneltiyor ilgisini. Bu sayede rafa kaldırıyor senaryoları. Ama hayır, erkek durmuyor ve senaryolar tekrar tekrar yazılıyor.
Kadın kızmak zorunda. Evet, tam şimdi, şu anda erkek bu sözleri sarfederken...
kendine güveni duyduğu güvenini Kadın kızıyor. Ne kadarı gerçek öfkesinin kendi de bilmiyor. Hayır, neden bilmesin?
Kızdı, çok Sinirlendi kadın. Ama hayır, erkeğe değil, kendine, en çok kendine.
Ve gece tuzla buz oluyor bir
sö serzenişle. Erkek kadını yanında tutabileceği başka bir bahane bulamıyor. Kadın arkasına bakmıyor. Koridorda ilerlerken oyunun sonuna gelmeyişlerine seviniyor. Erkek avını elinden kaçırmış bir aslan gibi kızgın, bir yandan da
yavaş yavaş sezinlemeye başladığı oyunu bitirmemiş olmaktan haz duyuyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder