2 Ekim 2010 Cumartesi

Leyl-i Veda

    Bazen bir gece veyahut bir gün ya da birkaç saat hayatımızın akışından çekip çıkarır bizi. Bir süreliğine sanki dünyadan alınır ve evrenin başka bir köşesine konuluruz. Bilincimizde ne geçmişten bir kırıntı vardır, ne de geleceğin sorgusu. Öyle kendimizi dünyadan çoook uzaklarda daha bir kendimiz olarak buluruz. Ve genellikle bize ayrılan süre bir rüyadan uyanır gibi aniden dolar ve yine mutlu bir rüyaya geri dönmek için çırpınır gibi çabalarız o anlara dönmeye. Yapamayız. Ama bir şey kalır o anlardan, bir his...Sanki böyle bir kez ruhumuz genişlemiş, genişlemiş sonsuza ermiş gibi. Sanki bedenimiz yok olsa bile, o genişleyen ruh hiç kaybolmayacak gibi. Sanki zaman boyutuyla ruhumuz kesişiyormuş, tek bir an tüm anlarmış gibi.
  
   İşte böyle bir deneyimden sonra, nasıl yazıya dökerim diye düşündüm bu hissettiklerimi. Birkaç deneme yaptım, içime sinmedi. Ben istedim şöyle hap gibi bir yazı olsun, içen o ruhun sonsuzlaşması hissini anlasın, beceremedim. Ama yazılmışı varmış. Ben en iyisi çok konuşmayıp, sözü Tevfik Fikret'e bırakayım*:
LEYL-İ VEDA

Ooh, gel... Ruh-i tabiat gibi mahmur ü hamuş
             Bu vefasız gecenin koynunda
Kalalım bir ebedi saniye dalgın, bi-huş...
Kim bilir, belki de son leyle-i sevdamızdır;
Bunda her lahza biraz ömr-i saadet sayılır!

Ooh, bak dalgaların cezbe-i safiyyetine;
Sanki bir hamle-i sevdaya açık bir sine.

O kadar rakid ü sakit, o kadar müstağrak,
O kadar uykuda her şey ki hemen korkulacak!

Ooh, gel gel, bu hafa-gaha beraber gidelim;
Orda, sensiz geçecek günleri tazmin edelim.

Bir siyah kuş gibi amade-i pervaz ü firar
            Bu vefasız gecenin koynunda
Edelim gel, ebedi kalmak için bir ısrar...
Kim bilir, belki de son lahza-i sevdamızdır;
Hoş geçen her dem-i sevda ebediyyet sayılır.

Ahmet Muhip Dıranas Çevirisi:

VEDA GECESİ

Gel, tabiatte olan ruh gibi mahmur, suskun
             Bu vefasız gecenin koynunda
Kalalım bir ebedi saniye dalgın, baygın...
Kim bilir belki de son aşk gecemizdir bu gece;
Bunda her anı biraz mutlu ömür saymalıdır.

Ooh, bak dalgaların tertemiz istemlerine
Sanki birden koşacak aşka açılmış kollar.

Öyle durgun, o kadar sessiz, o denli dalgın,
O kadar uykuda her şey ki hemen korkulacak.

Ooh, gel, gel de, bu sığ'nak yere birlikte gidip
Orda, sensiz geçecek günleri tazmin edelim.

Bir siyah kuş gibi hep kaçmaya fırsat arayan
           Bu vefasız gecenin koynunda
Edelim gel, ebedi kalmak için bir ısrar...
Kim bilir, belki de son anlarıdır aşkımızın;
Hoş geçen her demi aşkın ebedilik sayılır.

* Adam Yayınları, T. Fikret, Kırık Saz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder